Özelleşme İlkesi Nedir?
Kayseri’de büyüdüm. Bu şehirde, bazen kendimi yalnız hissettiğimde gittiğim yer, hep o eski taş sokakları olurdu. Sokaklarda gezinirken, kendimi kaybolmuş hissedebilirdim, ama yine de bir şey vardı ki, her adımımda bana “Buradasın” diye fısıldıyordu. Her şeyin bir anlamı olduğunu düşündüğüm o günlerden birinde, derin bir içsel sorgulama içinde, birden karşıma çıkan “özelleşme ilkesi” adını duydum. Hangi sınavda ya da hangi konuşmada bir öğretmen bu kelimeleri kullanmıştı, hatırlamıyorum. Ama o an, tam içimdeki duyguların tam karşılığı gibi geldi.
Bazen bir terim, bir kelime, her şeyin yerine oturmasına neden olabilir. Özelleşme ilkesi de, tam olarak hayatımda neyin eksik olduğunu anlamama yol açan bir dönüm noktasıydı. Şimdi, bu ilkenin ne olduğunu anlamak için, size bu serüvenimi anlatmak istiyorum.
Bir Sorunun Ardında Yatan Gerçek
Bir sabah, Kayseri’nin soğuk ve gri havasında, ders çalışma niyetiyle kalkmıştım. Ama gözümde her şey bulanık ve kafam dağınıktı. Hayatımda gittiğim yolu, aldığım kararları sorguluyordum. Özellikle iş ya da okul ile ilgili seçimlerim beni sıkboğaz ediyordu. Bir gün, yaşadığım bu kafamın karışıklığından çıkmak için, eski bir arkadaşımı aradım. Gerçekten, içimdeki o karmaşadan kurtulmak istiyordum.
Ben: “Ya, gerçekten bıktım. Her şey beni boğuyor. Neden hep başkalarının istediği gibi yaşıyorum?”
Arkadaşım: “Bunu düşündüğün doğru. Ama belki de senin yapman gereken şey, özelleşme ilkesini düşünmek.”
Ben: “Özelleşme ilkesi mi? O da ne?”
İşte o anda, sanki bir şey yerli yerine oturdu. Özelleşme ilkesi, her şeyin özel bir şekilde, kendime ait olmasının gerektiğini anlatıyordu. Başkalarının beklentileri, hayatta nereye gittiğimi sorgulatan bir ağ gibi, sürekli üzerime geliyordu. Ama özelleşme ilkesi, bana kendi yolumu seçmenin, sadece kendim için bir şeyler yapmanın zamanının geldiğini söylüyordu.
Kendime Ait Bir Yol Bulmak
Arkadaşımın söylediği o kelime, “özelleşme ilkesi”, o kadar basit bir şey gibi görünüyordu ki. Ama aslında, içimdeki en derin huzursuzluğu tam anlamıyla açıklıyordu. Okul, iş, hayatın bana dayattığı her şeyin ne kadar genelleştirilmiş olduğunun farkına vardım. Hep bir şablona uymak zorunda mıydım? Hep başkalarının istediği gibi mi yaşamalıydım?
İçsel bir tartışmanın içine sürüklendim. Kendimi, kaybolmuş gibi hissediyordum. Ama o an fark ettim: Hayır, bu kadar sınırlı olmak zorunda değildim. Benim yolum, bana ait olan yol olmalıydı. Ve işte o noktada, özelleşme ilkesinin gerçek anlamı bana tam olarak belirginleşti. O ilke, kendini kaybetmeden, tamamen kendi yolunu bulmayı anlatıyordu.
Bir Kez Daha Başlamak
Bir hafta sonu, Kayseri’nin yavaşça güneşin ısısı altında uyanan sokaklarına adımımı attım. İçimde, bir şeyleri değiştirmek, eski rutini kırmak ve yeni bir şey başlatmak için sabırsızlanıyordum. İçimde, yaşadığım bu karmaşanın beni doğru yola soktuğunu fark etmiştim. Özelleşme ilkesi, bana yeniden umut verdi.
Bir yanda okulun, işin ve başkalarının beklentilerinin oluşturduğu dünyaya sıkışmışken, diğer yanda, kendi içimde bulduğum doğrularla başlamak için içimde büyüyen bir arzu vardı. Kimseye ait olmadan, sadece kendime ait bir hayat kurmak.
Ben: “Artık kimse için değil, sadece kendim için adım atacağım.”
Arkadaşım: “İşte bu! Özelleşme ilkesi tam da bunu anlatıyor.”
O an, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, içimdeki huzursuzluğu atmış, özelleşme ilkesinin bana kattığı özgürlüğü hissediyordum. Kendi yolumu seçmek, başkalarının isteklerine ve beklentilerine göre şekil almamak, bana daha önce hiç yaşamadığım bir güç verdi.
Sonuç: Kendi Yolumda Yürümek
Özelleşme ilkesi, hayatın bana öğrettiği, her anıyla bana bir şeyler kattığı bir yoldu. Şimdi, ne olursa olsun, kendi yolumda yürümenin, kendi kararlarımı almanın zamanıydı.
İşte o günden sonra, hayatta ne yapmam gerektiği hakkında daha fazla sorgulama yapmadım. Bu ilkeden sonra, belki her şey daha zorlaştı, ama o kadar daha anlamlı hale geldi ki. Özelleşme ilkesi, yalnızca teorik bir kavram değil, bana kendi yolumu bulmamı sağlayan bir ışık oldu. Başkalarına göre değil, yalnızca kendim için yaşamaya başladım.
Özelleşme ilkesi nedir? Bazen en derin soruları sormak, en basit kelimelerde cevabını bulmamızı sağlar. O ilkeden sonra, kendimle barıştım.