Kimya İlgi Alanları Nelerdir? Bir Kez Daha Anladım
Bazen bir bilim dalına duyduğum ilgi, bir kıvılcım gibi başlar ve sonra beni öylesine sarar ki, sanki dünyadaki her şey sadece o bir konu etrafında dönüyormuş gibi hissederim. Bu yazıda, Kayseri’nin sokaklarını yürürken aklımda yankılanan bir soru üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum: Kimya ilgi alanları nelerdir? Bu yazıyı yazarken hissettiklerimi, bir kimya deneyinin ilk anlarından sonrasına kadar yaşadıklarımı anlatacağım.
İlk Deneyim: Kimyanın Beni İçine Çekmesi
Üniversiteye ilk başladığımda kimya, oldukça uzak bir konu gibiydi. Lisede kimya dersini pek sevmezdim, hatta bazen öğretmenimin verdiği formüller gözümde o kadar karmaşıklaşıyor, o kadar soyutlaşıyordu ki, “neden burada olmam gerekiyor?” diye sorgulardım. Ama bir gün, Kayseri’deki üniversite laboratuvarlarında bir deney yaparken her şey değişti. O an, kimyanın sadece kuru bir teori olmadığını fark ettim.
Birinci sınıfın ilk haftalarındaydık. Bir grup arkadaşım ve ben, asidik bir çözeltiye baz ekleyerek bir nötralizasyon reaksiyonu yapmamız gereken bir deneydeydik. Tüm dikkatimi vermiş, kaygılarımı bir kenara bırakmıştım. O anda, bazın çözeltiye karışmasıyla birlikte gerçekleşen renk değişikliği beni adeta büyülemişti. O anda, her şeyin sıfırdan başlamasına, reaksiyonların gerçekleşmesine, sonuçların gözlerimin önünde şekillenmesine tanıklık ettim. Gerçekten bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin meydana geldiğini hissettim. Kimya işte tam da böyle bir şeydi: görünmeyeni görme, soyutu somuta dönüştürme ve keşfetme.
Kimyanın İlgi Alanları: İnsanın Doğasına Dair Keşifler
Deneyin sonunda öğretmenim bir soru sordu: “Kimya ilgi alanları nelerdir, kimler bu alana ilgi gösterir?” O an, kimya bana sadece bir ders gibi gelmemeye başlamıştı. Evet, moleküllerin, atomların hareketleri çok karmaşık, çok teknik bir dildeydi. Ama işin derinliğine inildikçe, bu alanın ne kadar geniş ve etkileyici olduğunu fark ettim. Kimya sadece okulda öğretilen reaksiyonlardan ibaret değildi. Aslında her bir reaksiyon, hayatın ta kendisiydi.
Kimya, sağlığımızla doğrudan ilişkilidir. Örneğin ilaç üretimi… Bunun ne kadar önemli olduğunu birkaç hafta önce yaşadım. Bir arkadaşımın annesi, kanser tedavisi için yeni bir ilaç tedavisine başlamıştı. Uzun süreli araştırmalar ve testlerin ardından bir tedavi, en küçük molekül düzeyinde bile etkili olabiliyor. Kimya, insan sağlığını iyileştirmek için yapılması gereken o minik hesaplamaları içeriyordu. Bir molekülün dizilimi, dünyadaki binlerce insanın hayatını değiştirebiliyordu. Bunu düşündüm, hissettim. Kimya ilgi alanları bu yüzden çok genişti; çünkü kimya, insanların hayatını doğrudan etkileyebilecek güce sahipti.
Bir Yanda Umut, Bir Yanda Hayal Kırıklığı
Bir sonraki hafta, kimya dersinde daha fazla deneye başladık. Aslında o kadar basit gözüküyordu ki! Renkli çözeltiler, gazların çıkışı, sıcaklık değişiklikleri… Ama birkaç hafta sonra, laboratuvarda yapılan deneyin sonuçları bir türlü beklediğimiz gibi çıkmadı. O an, kimya dünyasının soğuk gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kaldım. Yani her şeyin teorik olarak mükemmel bir şekilde çalışması, pratikte de tam anlamıyla mükemmel olacağı anlamına gelmiyordu. İşte o zaman öğrendim: Kimya, sabırla, denemelerle, hata yaparak ve sonuçlarla şekillenen bir alandı. Ve bu bazen hayal kırıklığına uğramama neden oluyordu.
O yüzden kimya, sadece güzellikleri ve keşifleri değil, aynı zamanda başarısızlıkları da içinde barındırıyordu. Fakat her başarısızlık, bir sonraki denemeye dair bir umut taşıyordu. O yüzden her hatadan sonra bir daha denemek, belki de bir molekülü, bir reaksiyonu anlamak için biraz daha yakınlaşmak gerektiğini fark ettim.
Kimya: Her Şeyin Birleşim Noktası
Sonunda şunu fark ettim: Kimya, sadece laboratuvarlarda yapılan deneylerden ibaret değildi. Kimya, her şeyin bir birleşim noktasını bulduğu bir alandı. Moleküller, atomlar, elementler; aslında biz de onlardan birer parça değil miydik? Dünyanın her yerinde bu alanda farklı ilgi alanları vardı. Bazen kimya çevre dostu enerjilerin keşfiyle şekillenirken, bazen de biyolojik ilaçların geliştirilmesiyle hayat buluyordu. Kimya ilgi alanları o kadar genişti ki, sürekli yeni alanlar keşfetmek mümkündü.
Kayseri’nin sakin sokaklarında yürürken, bu düşünceler kafamı meşgul ederken, kimyanın sadece bir bilim dalı olmadığını, yaşamın her alanında karşımıza çıkabilecek bir güç olduğunu daha iyi anladım. Kimya, aslında insanlığın evrimini ve toplumların gelişimini de anlamamıza yardımcı oluyordu.
Sonuç: Kimya, Hem Hayal Hem Gerçek
Bugün burada yazarken, hala o ilk deneyin heyecanını, o moleküllerin dansını hissediyorum. Kimya ilgi alanları, insanların sadece bir formül, bir tepkime ile sınırlandırılamayacak kadar büyük ve derin. Kimya, hayatımızın her anına dokunan, bazen neşelendiren bazen de hayal kırıklığına uğratan bir alandır. Ama her zaman öğrenmeye ve keşfetmeye değer.