İçeriğe geç

Kütle eylemsizliğin bir ölçüsü müdür ?

Kütle Eylemsizliğin Bir Ölçüsü Müdür?

Daha dün gibi hatırlıyorum. Saat 16:00, Kayseri’nin sokakları insanla dolu, hava biraz serin, ama günün o masum ışıltısı her şeyi sarmış. O an içimden bir soru geçti: “Kütle, eylemsizliğin bir ölçüsü müdür?” Ve bu soruyu, bir fiziksel bir kavram olmaktan çok, hayatın içinde bir anlam bulmaya çalışarak sordum. Çünkü bir şeylerin bana hep zor gelmesi, bir şeylerin beni hareketsiz bırakması, hep bu kadar ağır olmamın bir sonucu muydu? İşte o an düşündüm ki, belki de hayatımın bir parçası, fiziksel değil ama duygusal eylemsizlikti.

Bir Günün İçindeki Hissiyat

Sokakta yürürken, bir yandan kafamda bir sürü düşünce var. O kadar çok şey var ki kafamda, ama bir o kadar da yapacak bir şey yok. Geçen hafta yeni bir projeye başlamıştım. Tam heyecanla başlamak üzereydim ki, içimdeki ses her şeyin gereksiz olduğunu söyledi. Bir saniye için bile olsa, kendimi bir kenara atıp hiçbir şey yapmamak istedim. Hareketsiz, durgun… Eylemsizlik. Birden aklıma geldi: “Kütle, bir nesnenin eylemsizliğine karşı gösterdiği direncin bir ölçüsü değil midir?” Bu kadar birikmiş düşünce ve duygu da bir yerde fiziksel bir kütle gibi değildi de neydi?

O an, gerçekten de, evet, kütle eylemsizliğin bir ölçüsüydü. Hem fizikselde hem duygusalda. Düşüncelerimin ve duygularımın ağırlığı, tıpkı kütlenin bir nesnenin hareketine karşı koyması gibi, benim hareket etmemi engelliyordu. Neden bu kadar zorlanıyordum, hem de tek başıma? Sanki eylemsizliğimi bir yük gibi taşıyor ve yerimde sayıyordum.

O An, İçimdeki Hareketsizliği Anlamak

Kayseri’deki o dar sokakta yürürken, o kadar fazla insanla karşılaşıyorum ki, kimse birbirine bakmıyor, kimse birbirinin iç dünyasına girmiyor. Herkes kendi düşünceleri ve yükleriyle o kadar meşgul ki. Bir anlamda, herkesin içinde kendi kütlesi var, kendi eylemsizliğiyle. Kendi içimde bir yerde, çözülmeyi bekleyen bir problem vardı. Ama o kadar çok engel vardı ki; sanki biri bana bir yük vermiş, ve ben bunu taşırken ne kadar çabalasam da bir adım bile ilerleyemiyordum.

Bazen hayatın bu kadar ağır olmasının sebebini hep “zayıf olmamda” arıyordum. Hareketsizlik ve kararsızlık arasında sıkışıp kalmışken, kendimi savunmasız hissettim. Sanki kütlesi fazla bir şey taşıyor gibiydim, her düşündüğümde biraz daha ağırlaşıyor gibiydi. Ve bu yüzden de bir adım atmak bile zor geliyordu. Ama, bir şekilde o an içinde bulunduğum eylemsizlik, bir yandan da bana “Ne kadar ağır olursa olsun, hareket edebilirsin” diyen bir hatırlatmaya dönüştü.

Her Şey Hareketsizken, Bir Anlık Uyanış

Bir an, her şeyin yerinde durduğu hissiyatı beynimi kapladığında, gözlerim birden o sokaktaki çocukları fark etti. Bir grup çocuk, top oynuyordu. Onların yaşadığı o sevinç, o hareket, bana hayatın aslında nasıl da dinamik olduğunu hatırlattı. Çocuklar, ellerindeki topu birbirine atarak sürekli hareket halindeydiler, hiç durmaksızın. Bir süre sonra düşündüm: “Bunlar, kütleleri de olsa, her şeyin aksine hiç eylemsiz kalmıyorlar.”

İçimden bir şeylerin değişmeye başladığını hissettim. Kendi içimdeki eylemsizlik, bir anda savrulmaya, harekete geçmeye başladı. O kadar basit bir şey, ama o kadar anlamlıydı. O an, fark ettim ki, eylemsizlik yalnızca bir engel değil, aynı zamanda bir fırsat. Hareketsiz kaldığın zaman, gerçekten neyi başarmak istediğini düşünme fırsatın oluyor. Belki de tüm o ağır duygular, o sıkışıp kalmış düşünceler, yalnızca “hareketsizliği” anlayıp ondan çıkmaya başlamam için bir işaretti.

Sonuçta: Kütle, Eylemsizliğin Bir Ölçüsü müdür?

Kütle, eylemsizliğin bir ölçüsüdür. Ama bu sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir gerçek. Bazen hayatın içinde, bir şeyler durur, biz de hareket etmekte zorlanırız. Ama aslında her an, bu eylemsizlikten çıkmak için bir fırsat doğar. İçindeki kütlenin farkına varıp, onu taşımakla yetinmeyip, onu bir güç kaynağına dönüştürebilirsin. Çünkü her “hareketsizlik” aslında bir hareketin potansiyelidir.

O günü hatırladım, Kayseri sokaklarında yürürken içimde bir değişim başladı. Kütlemi fark ettim, eylemsizliğimi hissettim ve ondan sonra, adım atmak daha kolay oldu. Kendi içimdeki “hareketsizlik” bana, bir adım daha ileri gitmek için bir fırsat sundu. Ve fark ettim ki, eylemsizlik, gerçekten de bir tür hareketin başlangıcıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş