Hristiyanlığa Göre 7 Büyük Günah Nedir? Hayatımızdaki Komik Yansımaları
Selam! İzmir’in sıcak yazlarından birinde, çayımı yudumlarken kendi kendime “Acaba Hristiyanlığa göre 7 büyük günah nedir?” diye sordum. Evet, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan, her şeyi biraz abartan ama içten içe her şeyi düşünen 25 yaşında bir gencim. Hayat kısa, günahlar uzun, dedim ve başladım düşünmeye. Hadi gelin beraber hem gülelim hem de bu 7 büyük günahı hayatımızda nasıl yakaladığımızı görelim.
1. Kibir: “Ben Hep Haklıyım” Sendromu
Kibir, yani “ben her zaman en iyisiyim” havası. İzmir’de tramvayda giderken yanımda biri “Ben burayı bilirim, her yerini gezdim” diye övünüyor, ben de içimden “Belli ki hayatında İzmir Kordonu’ndan başka bir yer yok” diyorum. Kibir bazen arkadaş ortamında da patlak verir:
Ahmet: “Ben bu oyunda hep birinciyim.”
Ben: “Hımm, senin birinci olman, benim de en iyi İzmir tulum peyniri yediğim an gibi… çok önemli, evet.”
Kibir, kendini aşırı ciddiye almakla ilgili. Ama bazen komik, bazen de trajik. Düşünsene, sen mutfakta yemek yaparken arkadaşın gelip “Ben daha iyi yaparım” diyor ve sen de içten içe “Tamam, chef’imiz, senin zamanın geldi” diyorsun.
2. Kıskançlık: “O Bana Niye Gülüyor?”
Kıskançlık, klasik ve insan ruhuna yapışan bir şey. Arkadaş ortamında biri yeni bir iş bulmuş, diğeri yeni bir telefon almış… ve sen bir köşede kendi eski telefonu elinde sallayıp “Ben de iyiyim ya, evet, iyiyim” diyorsun.
Kıskançlığın günlük hayat yansımaları ise komik:
Ben (iç ses): “O Instagram’da yeni evini paylaşmış… Neden ben hâlâ kira ödüyorum?”
Arkadaş: “Mutfağı biraz karışık ama olsun, ben mutfak fotoğrafını attım.”
Ben: “Hayır, hayır, bu adil değil. Ben de paylaşayım!”
Kıskançlık hem sinir bozucu hem de komik. İnsan kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamaktan alamıyor, ama bir yandan da bu durum arkadaş grubunda bolca gülme sebebi oluyor.
3. Öfke: “Tamam Tamam, Sakin Ol”
Öfke, herkesin başına gelebilir. İzmir’de vapura binmeye çalışırken biri sana çarpar, hemen için bir cümle kurar: “Tamam, sakin ol, derin nefes al…” ama beyin kendi bildiğini okur.
Ben: “Abi az önce çarptın!”
Çarpan kişi: “Özür dilerim.”
Ben (iç ses): “Özür? Bu kelimeyi duyduğumda kalbim biraz yumuşuyor ama gözlerim hâlâ bu çarpanı süzüyor.”
Günlük hayatın içinde öfke, küçük çatışmalar ve yanlış anlaşılmalarla sürekli karşımıza çıkar. Ama eğer biraz mizah katarsak, hem gerilimi atarız hem de arkadaş ortamında unutulmaz anılar birikir.
4. Tembellik: “Bugün de Bir Şey Yapmayayım”
Tembellik… Ah, bu benim uzmanlık alanım. İzmir’de yaz sıcağında sahilde oturup, “Bugün çalışmayacağım, evet, hiçbir şey yapmayacağım” dediğim zamanlarda… işte tam da bu günahın içinde yaşıyoruz.
Ben: “Yarın spor salonuna gideceğim.”
Ben (iç ses): “Ama yarın ne zaman? Sabah mı, öğle mi, akşam mı? Yarın aslında hiç gelmeyecek…”
Tembellik, komik ama aynı zamanda düşündürücü. Hepimiz bazen tembellik yaparız; bu, insan olmanın bir parçası. Ama işin içine biraz espri katarsak, tembellik bile eğlenceli bir hâl alabilir.
5. Açgözlülük: “Bir Dilim Daha Alayım”
Açgözlülük, yiyecekten paraya, hatta ilgiye kadar uzanabilir. İzmir kahvaltısında simit tabağına bakarken “Acaba bir tane daha almalı mıyım?” dediğin anlar… işte tam da burada açgözlülük devreye giriyor.
Arkadaş: “Bir tane yeter.”
Ben: “Sadece bir tane mi? Hayır, hayır, ben iki tane alacağım, belki üçüncüye de göz atarım.”
Açgözlülük, çoğu zaman küçük, komik ve insanın kendisiyle ilgili bir günah. Ama bazen de başkalarını güldüren sahnelere dönüşebilir.
6. Oburluk: “Yemek mi? Ben Bitireyim”
Oburluk, yani kontrolsüz yemek yeme, sadece midemizle değil ruhumuzla da alakalı. Evde pizza siparişi verdik mi, benim iç sesim hemen devreye girer:
Ben: “Sadece iki dilim yiyeceğim.”
Ben (iç ses): “Tamam, iki dilim, sonra bir tane daha… ve belki bir tane daha…”
Oburluk hem komik hem de trajik. Ama arkadaş ortamında bu, bolca gülme malzemesi yaratır.
7. Şehvet: “Aman Tanrım, Çok Cazip”
Ve sonuncusu: şehvet. Tabii ki burada romantik ve fiziksel arzulara atıfta bulunuyoruz. Arkadaş ortamında biri yeni biriyle flört ederken sen içinden “Ah be, ben de keşke öyle cesur olabilseydim” diyorsun.
Ben: “Vay be, o kadar cesur muyum ki?”
Ben (iç ses): “Hadi ama, biraz da kendine gel, hala tek başına sinemaya gidiyorsun.”
Şehvet, insanın doğal bir parçası ama günlük hayatımızda küçük sürprizlerle karşımıza çıkar. Bazen komik, bazen de biraz utanılası bir hâl alır.
Hayatın İçinden 7 Günah
İşte Hristiyanlığa göre 7 büyük günah nedir sorusunun cevabı, aslında günlük hayatımızda bolca karşılaştığımız şeyler. Kibir, kıskançlık, öfke, tembellik, açgözlülük, oburluk ve şehvet… hepsi bizde var, hem de bazen komik bir şekilde. İzmir’de tramvayda, sahilde, kahvaltıda ya da arkadaş ortamında… hayatın içinde gizlenmiş günahlar olarak.
Ama önemli olan, kendimizi çok ciddiye almamak. Çünkü bir günahı fark ettiğimizde gülmek, hem kendimize hem de çevremize iyi gelir. Günahlar, hayatın eğlenceli ve düşündürücü yanlarını bize hatırlatır.
Unutmayın, Hristiyanlığa göre 7 büyük günah nedir sorusunu sadece teolojik bir soru olarak düşünmek yerine, günlük hayatımızdaki komik ve absürt yansımalarıyla da görebiliriz. Ve evet, bazen iç seslerimiz en iyi yorumcularımız olur.
Sonuç olarak, günahlar hem ciddiye alınmalı hem de biraz mizah ile hafifletilmeli. Çünkü hayat zaten kısa, bir de günahları üzerine yük olarak almak niye? Biraz gül, biraz düşün, biraz da arkadaşlarınla dalga geç. İzmir’in güneşi altında, hayatın tadı işte tam da burada.